14 Ağustos 2015 Cuma

balkonda

                         S.Y. için...

dolunaya açılan
ışık kaplı balkonda
boşalmış bardaklar gibi
ortalığa bırakılmış
unutkan bir yalnızlık

kendisiyle oyalanır
sigara dumanından
bir kuş olup uçardı
dökülürdü ruhundan
boşalırdı hayalleri
gölgeler dağlayarak
ışık kaplı balkonda

zaten hep birlikteyiz
uyumadığımız zamanlarda
yorgun masa başlarında
serin duvarlarda, aynalarda
ve uyukladığımızda
elleri dolanacak
neredeyse ruhuma

elleri izler açar
dokunsa/dokunmasa
düşlerimi aralar
yaralarımı bulur
yeni yaralar açar
tutuşur tutuşturur
denizle karışınca
dalgasıyla, tuzuyla
yüreğimi doldurur

yüreğimi doldurur
ürkek avuçlarıyla
hüzünlerini saçar
gayet masum bir rüya
gibi kendinden geçer

işte seni bekledim
boşalmış bardaklar gibi
işte senin yüzünden
ruhumu kilitledim
kalakaldım burada
ellerim yalınayak
ışık kaplı balkonda

                        Bursa - 14.08.2015


12 Ağustos 2015 Çarşamba

kırıntı

kuşların koşuşturduğu
boş çimlerin üzerinde
şimdi bomboşluk
bir de benim gözlerim

yanık yağ kokusu
ıslak ter kokusu
bir de düşlerim

(Bursa - 12.08.2015)

10 Ağustos 2015 Pazartesi

kırıntı

her şey kendi renginde

(Bursa - 10.08.2015)

28 Temmuz 2015 Salı

bir şeyler parkı

geziniyorum
bir şeylerin parkında 

arkamda gölgem
nefesleri ağaçların
arkamda
chopin'in parmakları gibi bana dokunan
sevdiğim kız, evlendiğim kız, 
ben ölürken yanımda duran
ilk öpüşü yağmurun dudaklarımdan
ilk bırakışı saçlarımın kendini rüzgara
gelecekte olur diye kurduğum
düşlediğim ne var ne yoksa
arkamda

bir tek
üzerimde uzanıyor sandığım evren
işte karşımda

geziniyorum
bir şeylerin parkında

                             Bursa - 28.07.2015

26 Temmuz 2015 Pazar

parçalı güneş

güneşsiz bir gökyüzü değilim artık
bulutları sevmeyi de öğrendim

(Bursa - 26.07.2015)

22 Temmuz 2015 Çarşamba

tanrı parçacığı

içimde bir parça eksik
sinsi bir böcek içimi kemirmiş gibi

hep bir şeyleri eksik yapıyorum sanki
bir gözüm kapalı gibi
ağzım tıkalı gibi
birisi kanatlarımı yolup beni ortalığa bırakmış gibi

gücüm hep bir şeylere eksik kalıyor
terkedilmiş bir tanrı gibiyim sürgünde
insan bedenim bana dar geliyor
acımamalı ellerim dallara tutunurken
kanamamalı tırnaklarım kayaları kazırken

öldüm mü, yoksa yaşam mı yarım
hiç gelmeyecek bir şeyi mi bekledim
yoksa çoktan gelip geçti mi
kıvılcım yok, ya da zaman

                               Bursa - 22.07.2015

18 Temmuz 2015 Cumartesi

kafes

bak
çalışıp
paralandım
kendime kafesler aldım
paslı parmaklıklarında
paralandım

hiç kimsenin girmediği
düşlerimden yaralandım

                             Bursa - 18.07.2015

kırıntı

içinden kedi geçen şiirler

                      (Bursa - 18.07.2015)

kedi sessizliği

bir kedi sessizliği
kendisine kıvrılan
karanlığı bekleyen
duvarlara tırmanan

kollarımda dizimde
bir kedi sessizliği
ellerimde yüzümde
ısırgan tırnakları
canımı yakmak ister

yüreğime sürtünen
ruhumu kucaklayan
bir kedi sessizliği
düştü düşecek desem
hep dört ayak üstünde
dokuz kere ölümsüz

                       Bursa - 18.07.2015

kırıntı

kucağımda sineklerle oturuyorum
saçlarımda yıldızların öfkesi
maden suyu akıtıyorum içime
bir buluta karışıyor köpükleri

biri elimi tutsa yorulacağım
bir daha bir daha dokunacağım

(Bursa - 18.07.2015)



16 Temmuz 2015 Perşembe

kırıntı

sık tekrarlanan mevsimler

(Bursa - 16.07.2015)

13 Temmuz 2015 Pazartesi

bir şeye tutunabilmenin geçici mutluluğu

o ilk an heyecanı
işte oluyor, olacak, sanki
daha öncesinin anlaşılmaz huzursuzluğu
hiç geri gelmeyecekmişçesine
işte oluyor, olacak
bitmeyecek

anlamsızlığın ortasında
birazdan denizde boğulacak
geçici bir adanın
üzerinde ben
alabildiğine güven dolu
kararlı, ölümsüz
her şeyin anlamlı olduğu
bir şeylerle uğraşırken
gülümsüyorum neredeyse

bu dünya bana göre değil oysa
ne çabuk unuttum
ne de çabuk unutabiliyorum
her seferinde nasıl da şaşırıyorum buna
buna da

ölecek gibi oluyorum
sonra nereden bilmem
bir nefes geliyor
doluyor içime
biraz daha uzuyor
yaşam sandığım belli belirsiz şey
yaşam sandığım anlamsızlık
ne de inatçı çıktı
şaşırıyorum
her seferinde nasıl da şaşırıyorum buna

ada ayaklarımın altından çekilecek
emanet kumlarını alıp gidecek deniz
tekrar şaşıracağım buna biliyorum
bir sonraki dalgayı bekliyorum
denizde kum kadar çok ölümlerim

bu dünya onların
her yerini kaplamış olanların
her yerinde tepindikleri bu dünya
alabildiğine onların
bense diğer tarafa aitim
perilerin gidip geldiği yere aitim
şimdi seslerini duyuyorum
haber getiriyorlar
ölümsüz ölülerden
haber getiriyorlar
çok yakınımdalar

gelsinler nefesleriyle
nefes nefese
onlarla avunabildiğim kadar yaşayacağım

                                  (Bursa - 13.07.2015)