10 Aralık 2018 Pazartesi

kırıntı

hayat: gelip geçici bir ölümsüzlük

                                        İstanbul - 10.12.2018

3 Temmuz 2018 Salı

kırıntı

sesim bir an durakladı
ve içimi sardı güneş

                                    Bağcılar - İstanbul - 03.07.2018

disorder

ben nereden bileyim cynefin'i
zaten çiçeğim burnumda benim
ya da yoksa yüreğim mi

elim kolum bağlı durur
çökmüş görünürüm aynalarda
sorsanız hiç bilmem nasıl yaşanır
gören olmamıştır hayal kurduğumu
inadım tutar sık sık
kimseyle konuşmam

yani ben nereden bileyim cynefin'i
hiç yanımda olmadılar ki
dudaklarımı sarkıttığımda
ve kendime saklandığımda
hiç yalnız bırakmadılar ki

                                        Bağcılar - İstanbul / 03.07.2018

post mortem

herkes gibi ben de biraz öleyim
kemik suyu, kas ve biraz sızıntı
gözlerime yapışan bu sıkıntıyı
hangi isyankar toprağa gömeyim?

bırakayım suya, havaya, toprağa
sesimi, susumu, sözlerimi
umudumu, umduğumu, umrumu
karanlığa alışan gözlerimi

açık yaraların açık gülleri
içime dolanır nemli dilleri
oyalanır ellerimde elleri
avucumda bir ankanın külleri

                                               Bağcılar/İstanbul - 03.07.2018 

22 Mayıs 2018 Salı

kırıntı

ölecek insanlarla aynı odada
gülüyor, konuşuyor, yutkunuyoruz
ölüm susuyor dinliyor ama sonunda
bir tek o konuşacak

yüksek çekim

çiçekleri ezmeden zor
o yalçın dağa tırmanmak
kuşları ürkütmeden zor
o kızıl meyveyi koparmak
beni durdurma
başım dönüyor
düştüm kalktım tırmandım
beni durdurma
yaralandım
boyun eğdim tırmandım

ateşi kucakladım
içime sıçradı duman
can gitti
sonsuz çölün kıyısında ormandım

su bitti

                                                          İstanbul - 22.05.2018

16 Nisan 2018 Pazartesi

kırıntı

kıyısız bir ırmağın ortasında
yıldızsız, bulutsuz, kimsesiz

o sarı çizgileri
şeritleri
çiçek özleri
beni

sonunda kıyıya vurdum

22 Mart 2018 Perşembe

kırıntı

rakamlara,
inip çıkan grafiklere,
sayıların dansına
aşkla bakıp,
kendini kaybedip
hipnoz altında
uyuşuk bir enerjiyle
patlamayla baygın
dökülüyor
yanıp tutuşuyorum

28 Aralık 2017 Perşembe

kırıntı

sonra gecenin bir yarısı bir şey olur
bir ihtiyaç olur
ellerini çözer basıp gidersin
gökyüzünü seyretmeye gidersin
kayısılar dallarından kurtulur
rüzgar çarpar bulutları döndürür
tanıdığın tüm yıldızlar yok olur

12 Aralık 2017 Salı

sencil

karnımda bir şey üşüyor

11 Aralık 2017 Pazartesi

bugün hep pazartesi

bugün o kadar pazartesi ki
dünya dönüyor düşün
caddelerin en ortasında pazartesi
lambaların kırmızısı
gökyüzünün mavisizliği

o kadar pazartesi ki bulutlar
toz bulutları gibi

gökdelenlerle çarpışan martılar altında
evsizliklerinden çıkıp gelen insanlar
yolsuzluklarından
işsizliklerine

birikip durdukları
dört yapraklı yonca şanssızlıkları

günaydın günaydın
son ödeme tarihi geçmiş sabah
günaydın güneşin gecikme faizi
günaydın alışverişe benzeyen nefesim

it's so monday, so bloody monday

                                               İstanbul - 11.12.2017

kırıntı

çiçeklerin gömüldüğü odadan
çıkıp geliyor, homurdanıyor zaman
çıkıp geliyor ellerinde tohumlar

                                                (İstanbul - 11.12.2017)