parmaklarım yalnızlığın tetiğinde
geçmişin göğüslerinde dudaklarım
anıların sütünü yudumluyor
(Mudanya - Yenikapı, 26.02.2015)
Etiketler
kırıntılarım
(296)
şiirlerim
(147)
yarım şiirlerim
(43)
denemelerim
(36)
nadasta
(5)
giriş cümleleri
(1)
26 Şubat 2015 Perşembe
23 Şubat 2015 Pazartesi
deneme
Neden hem hızlı yüzebilen, hem hızlı uçabilen, hem karada atik bir canlı yok?
Neden hem suda, hem havada, hem karada etkin bir avcı yok?
Neden hem suda, hem karada, hem havada aynı verimlilikle etkin yol alan bir araç yok?
Çünkü her alanda üstün olmak, yetenek geliştirmek, herkesi her alanda ekarte edebilmek, eğer mümkün olsaydı bile, getirisi uğruna harcanacak enerjiye değmeyecek haybeye bir çaba olurdu.
Çünkü her alanda mükemmel olmaya kalkışmak örtülü başka kayıplar tarafından öylesine geçersizleştirilirdi ki, mükemmellik çabası bir hiçliğe dönüşürdü.
Doğada hayatta kalmanın mutlak çerçevesini çizen doğal seçilim / adaptasyon / evrim süreçleri bile bu türden her alanda mükemmel canlılara yol açmamıştır. Evrimde başarı tanımı sayılması gereken ve geçmiş adaptasyon süreçlerinin bileşkesi olarak günümüze gelmiş olan hayatta kalmayı başarmış canlılar içerisinde her alanda üstün türlere rastlamayız. Hatta günümüze kadar gelmeyi başarmış, dolayısıyla milyarlarca zorluğa başarıyla göğüs gerdiğini ispat etmiş pek çok canlı için güçlüden ziyade narin ya da kırılgan ifadesi çok daha uygun kaçacaktır.
Bu canlılardan pek çoğu, incelendiği zaman kendi habitatında başarıyı getiren ilk bakışta gösterişsiz özellikler taşır görünürler sadece.
(Yenikapı-Mudanya - 20.02.2015)
Neden hem suda, hem havada, hem karada etkin bir avcı yok?
Neden hem suda, hem karada, hem havada aynı verimlilikle etkin yol alan bir araç yok?
Çünkü her alanda üstün olmak, yetenek geliştirmek, herkesi her alanda ekarte edebilmek, eğer mümkün olsaydı bile, getirisi uğruna harcanacak enerjiye değmeyecek haybeye bir çaba olurdu.
Çünkü her alanda mükemmel olmaya kalkışmak örtülü başka kayıplar tarafından öylesine geçersizleştirilirdi ki, mükemmellik çabası bir hiçliğe dönüşürdü.
Doğada hayatta kalmanın mutlak çerçevesini çizen doğal seçilim / adaptasyon / evrim süreçleri bile bu türden her alanda mükemmel canlılara yol açmamıştır. Evrimde başarı tanımı sayılması gereken ve geçmiş adaptasyon süreçlerinin bileşkesi olarak günümüze gelmiş olan hayatta kalmayı başarmış canlılar içerisinde her alanda üstün türlere rastlamayız. Hatta günümüze kadar gelmeyi başarmış, dolayısıyla milyarlarca zorluğa başarıyla göğüs gerdiğini ispat etmiş pek çok canlı için güçlüden ziyade narin ya da kırılgan ifadesi çok daha uygun kaçacaktır.
Bu canlılardan pek çoğu, incelendiği zaman kendi habitatında başarıyı getiren ilk bakışta gösterişsiz özellikler taşır görünürler sadece.
(Yenikapı-Mudanya - 20.02.2015)
20 Şubat 2015 Cuma
İspatlanmış Gerçekler
1) MADALYON: Nasıl ki madalyonun iki yüzü varsa, başımıza gelen her olayın da mutlaka bir aydınlık tarafı, bir de gölgesi vardır. Işık varsa gölge, gölge varsa ışık mutlaka olur. Hayat mutlaklardan oluşmaz. Anlamsız görünen, kötü görünen olaylar bile büyük resmin içinde mutlaka anlam bulurlar
2) BARDAĞIN DOLU TARAFI: Üstteki konu ile doğrudan bağlantılı olarak, insanın sadece bir olayın oluşturduğu kendi üzerine düşen gölgeye değil, o gölgeye sebep olan arkadaki ışığa da odaklanmayı unutmamasını anlatır.
18 Şubat 2015 Çarşamba
15 Şubat 2015 Pazar
opak
bak diyor
yağmurlar yağdı diyor
bak diyor
zümrütten bir aydınlık
dağları bulutları sardı diyor
ışıklar ışıklar dört bir yanda
gökleri denizleri yardı diyor
ışıklar ışıklar dört bir yanda
ruhumun tozlu katmanlarını
sararmış opak sayfalarını
tek tek birbirlerinden ayrıştırıp
kalbimin çekirdeğine vardı diyor
söylemiştim en karanlık saatte
geçecek sakın bırakma kendini
bu karanlık ışıklar doğuracak
inanmıştım bir ümit vardı diyor
susuyorum da susmuyorum aslında
sessizliğimle muhabbet ediyorum
diyorum ışıklara boğsam seni
yüreğinin aynasının bir köşesi
biliyorsun hep karanlık kalacak
yüreğimin aynasının her köşesi
zaten hep karanlık kaldı diyor
buralara ışık gelmeden önce
zaten sadece karanlık vardı diyor
Bursa - 15.02.2015
yağmurlar yağdı diyor
bak diyor
zümrütten bir aydınlık
dağları bulutları sardı diyor
ışıklar ışıklar dört bir yanda
gökleri denizleri yardı diyor
ışıklar ışıklar dört bir yanda
ruhumun tozlu katmanlarını
sararmış opak sayfalarını
tek tek birbirlerinden ayrıştırıp
kalbimin çekirdeğine vardı diyor
söylemiştim en karanlık saatte
geçecek sakın bırakma kendini
bu karanlık ışıklar doğuracak
inanmıştım bir ümit vardı diyor
susuyorum da susmuyorum aslında
sessizliğimle muhabbet ediyorum
diyorum ışıklara boğsam seni
yüreğinin aynasının bir köşesi
biliyorsun hep karanlık kalacak
yüreğimin aynasının her köşesi
zaten hep karanlık kaldı diyor
buralara ışık gelmeden önce
zaten sadece karanlık vardı diyor
Bursa - 15.02.2015
13 Şubat 2015 Cuma
artık
düşüyoruz omzumuzda kanatlar
elin elime değdiğinde
yüreğimde yanardağlar patlıyor
içiçeyiz
yürekler ve dudaklar
gözgözeyiz
yüzümüzde bir neşe
bazen umut
bazen de bir endişe
biz arttıkça
bak onlar da artıyor
her saniye geçip giden hayatlar
biliyorsun kalbimizde çarpıyor
(Bursa - 13.02.2015)
elin elime değdiğinde
yüreğimde yanardağlar patlıyor
içiçeyiz
yürekler ve dudaklar
gözgözeyiz
yüzümüzde bir neşe
bazen umut
bazen de bir endişe
biz arttıkça
bak onlar da artıyor
her saniye geçip giden hayatlar
biliyorsun kalbimizde çarpıyor
(Bursa - 13.02.2015)
13 Aralık 2014 Cumartesi
kırıntı
her şey beni bekler
işte geldi aniden
zamansız bir ölüm gibi karşımda
bütün ölümler gibi
(Bursa - 13.12.2014)
işte geldi aniden
zamansız bir ölüm gibi karşımda
bütün ölümler gibi
(Bursa - 13.12.2014)
29 Kasım 2014 Cumartesi
kırıntı
o kadar vakitsizce yalnız olurum ki
evren doluşur içime
kapıdan kovmazam da
bacadan girer
(Bursa - 29.11.2014)
evren doluşur içime
kapıdan kovmazam da
bacadan girer
(Bursa - 29.11.2014)
28 Kasım 2014 Cuma
23 Kasım 2014 Pazar
Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği Üzerine
"Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği": Nietzsche'nin görüşlerine dayanan Milan Kundera eseri. Madem ki bir kere yaşıyorum, o halde yaptıklarımın doğru ya da yanlış olduğunu ancak tarih gösterebilir ve ne ben, ne de kimse bilemez. O halde bu durum bana yapacaklarımın seçiminde müthiş bir özgürlük sağlar. Öyle ya, sonucunu kimsenin bilmediği davranışlarım hakkında kimse yargıda bulanamayacağına göre, ben istediğimi kimseye hesap vermeden yapmakta alabildiğine özgürümdür. Sadece topluma karşı değil, kendime, vicdanıma ve özyargıma karşı bile. Yaşıyor olmak, varolmak bana bu hakkı verir. Dolayısıyla sadece varolmam alacağım kararların sorumluluğundan beni alabildiğine özgür kılar. Bu o derece bir özgürlüktür ki inanılmaz ağırlıksız ve hafiftir. Hatta bir yerden sonra bu hafiflik katlanılmaz, dayanılmaz bir hal alabilir. Alacağım kararlarda alabildiğine özgür olmam beni tutunacak bir daldan, bir anlamdan, yüce bir amaçtan mahrum kılar. Giderek bu özgürlüğün getirdiği hafiflik, bu sonsuz özgürlük katlanılmaz bir hal almaya başlar. İnsan bu katlanılmaz özgürlüğü, yapay bir anlama köle olma uğruna terk etmek ve bu işkenceden kurtulmak için kendisine suni anlamlar, hayatına aslında mevcut olmayan sorumluluklar ve kurallar yükler ve onların kölesi olmayı tercih eder. İşte bu varolmanın dayanılmaz hafifliğidir...
Bursa - 23.10.2014
Bursa - 23.10.2014
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)