27 Mayıs 2005 Cuma

yarım

1,2,3,4,5
sıkıntı
1,2,3,4,5
sıkıntı
herkes öldü, bir ben kaldım
herkes öldü, bir ben kaldım
ateşlerden bile geçerdim
yanmadan...
zaman öldü
bir ses vardı içimde eskiden
kalmadı...

                                                           Neunkirchen - 27.05.2005

29 Nisan 2005 Cuma

içlerimde

I.
gidiyorum
bana doydu zaman
yeni bakışlarım da benzedi buna
önce yağmur çarptı ellerimi
gül çöktü içlerine
sarı oldum

II.
sonra
gidenleri unuttum
dönenleri unuttum
içimde bir ateş vardı:
soğutan
yok oldu.

III.
ellerime sen sürdüler
gözlerime sen gördüler
içlerimde sen öldüler
unuttum

IV.
ses kokuyor dudakların
göz okuyor bakışların
yağmur yağdı
ıslak kaldı nefesim
içimde güneş yıkandı

V.
geldiler
gözlerimde sen gördüler
ellerimde sen buldular
içlerimde sen oldular
belki unuttum sandılar
unuttum.

VI.
sanırım yok olmadım da
şaşırdım
yamuk yumuk taş geldiler
üstüme bulut serdiler
içime umut deldiler
yok olduk
içlerimde elim kaldı bir tek
yok olmadı ikide bir
ya da belki üç kere
belki de kalmadı zaten

                                                           Bursa - 29.04.2005

19 Nisan 2005 Salı

unut

güneş sarı bakışlarını
rüzgar ılık nefesini
unuttu saçlarında
ben umutsuzluklarımı unuttum

                                                           Bursa - 19.04.2005

8 Temmuz 2004 Perşembe

lazarus

“Lazarus çık dışarı”
Yuhanna XI-43

ben bu sabah öldüğümde
28 yaşında olacağım.
hayallerim dört yana dağılacak
sizler beni tanımamış olacaksınız
ve anlamamış olacaksınız
bundan dolayı bir şey kaybetmemiş olduğunuzu.
ve siz beni tanıyanlar
tanımamış olduğunuzu sanacaksınız
beni tanıdığınızda.
tanımamış da olacaksınız zaten
hem şimdi, hem de bir süre sonra.
ve ben bu sabah doğduğumda
28 yaşında olacağım.
siz anlamamış olacaksınız bunu da.

                                                           Bursa - 08.07.2004  

1 Temmuz 2004 Perşembe

1/6 ya da 1/7

1,2,3,4,5


kare kare
sessizlikler
ya da son.
bir de o vardı
bugünlerden:

herpes:
gözleri yok,
elleri yok.
erkek arkadaşı var,
saçlarından çürüyor.

chain of pain:
uzun ve sancılı güneş,
yapraklara benziyorsun,
tırtıllara, kuşlara,
insanlara, savaşlara,
logos’a benziyorsun.
oradan tanıdım seni.

herpes:
uzun ve sancılı güneş,
erkek arkadaşı yok,
elleri büyük,
gözleri donuk,
saçlarında kan pıhtısı.
bir de ona benziyorsun.

chain of pain:
ölümden dönen düşler gibi,
güzel bir son olacak.
sabahları beni arar.
genelde ben giderim
bunları bilmezmiş gibi.
belki de iyi olur
ölmektense uyumak
derim.
1/6, 1/7
düşüyor, düşüyor...

                                                           Bursa - 01.07.2004

6 Haziran 2004 Pazar

sonsuz seçenek

ne yöne doğru yürürsen yürü
ölüme doğru yol alacaksın.

                                                           Beşiktaş06.06.2004

25 Şubat 2003 Salı

madras'ta gün batarken

madras'ta gün batarken
çiçekleri sular ölüm
taşımaz beni köprüler
taşımaz beni köprüler
öfkem bedenimden ağır

madras'ta gün batarken
değişmediğini anlıyorum
bana susan aynaların
ellerimden kayıp gider
yirmisi yeni yüz gece

madras'ta gün batarken
ayaklarımın dibine serilir
okyanusun ölümlerinden biri
okyanusun ölümlerinden biri
sensizliğin günlerinden biridir

çiçekleri büyüyecek
köprüleri yıkılacak
yarım kalmışlığı yarım
kalmayacak umutların
madras'ta gün doğarken

Bursa - 25.02.2003

18 Ocak 2003 Cumartesi

sonunda

kırlangıçlar görmediler sabahı.
ne de eğik yüzlü bir duvarın dibinde,
bir ölümü bekleyen darağacı.
ne de bir insanın son saatlerini saklayan gece.

elma toplayan eller de üşüdü.
yanmayan soba da üşüdü bir odada.
çarpmayan bir yürek gibi bir soba.
iki çarpan yürek gibi iki el.

keman telleri de titrer.
ağaç dalları da titrer.
akordu bozuk bir yürek de.
soğuk olması gerekmez gecenin.

Bursa - 17,18.01.2003

gelgitler

sen gitmişsin gibi kalakaldım,
sanki hiç gitmeyecekmişsin gibi bir evde,
gelecekmişsin gibi hayallere bulanmış,
hiç gelmeyecekmişsin gibi bir hüzünle.

Bursa - 18.01.2003

kassandra

kassandra söyler bana
söyler bana hangi düşler
hangi düşler çıkmayacak
çıkmayacak yarınlara.

kassandra söyler bana
söyler bana hangi alev
hangi alev yetmeyecek
yetmeyecek kalanlara.

kassandra söyler bana
söyler bana hangi gemi
hangi gemi varmayacak
varmayacak, varmayacak
varmayacak, varmayacak
varmayacak limanlara.

kassandra söyler bana
söyler bana hangi yalan
hangi yalan değmeyecek
değmeyecek yalanlara.

kassandra yalan söyler
yalan söyler. aynı yalan
aynı yalan olmayacak
olmayacak olanlara.

Bursa - 18.01.2003  

11 Eylül 2000 Pazartesi

göç

I.
başka bir toprağı avuçladım.
bambaşka bir toprağı avuçladım.
göğün yeri üşüttüğü geceler boyu
sağaltıcı pagan yıldızları altında
konakladım.

bu en büyük düşüncedir.
bu en büyük fikirdir.
bu en büyük buluştur.
bu büyük şehir
ve onun girdapsı sokakları
yüreğimin boşluğunda kıvranır durur,
beynimin kıvrımlarında yok olur gider,
kendini yineler.
bu en büyük düşü çoğaltır
ruhumun aynası.
ve ben
toprağı avuçlarım.
hegel’in üç kafasını avuçlarım.
somurtur otururum.
bazen de
tozlu ellerimi özlerim.

ben kendimi bilmem.
onların beni bildiği kadar bilmem.
onlar bilirler.
ve gülerler bana.
bazen de unuturlar gülmeyi.
ben kendimi bilmem.
somurtur dururum
yamuk yumuk kemerleri altında
eskimiş, çürümüş, tükenmiş yapıların.
stoalarını, agoralarını ve mozaikli nartekslerini
izler dururum
bu ormanlardan uzaklarda kurulmuş
şehir kırıntılarının.
bir düşünce kafamda
yenmiş değirmen taşları gibi döner durur
yalama olur.

II.
içimde bir yalnızlık var
başka şeylerin yanısıra.
bir de eşiği var yalnızlığın;
gelip geçtiğim, oturup ağladığım,
somurttuğum, kıvrandığım...
bir de eşiği var;
onsuz düşünülemez.

toprak da zaten hep değişmiyor mu.
türlü aromalarla, türlü baharatlarla
karışıp durmuyor mu.
bir hamuru, bir bulamacı andırmıyor mu.
bu avuçlarımdan süzülen toprak giderek
kendi özünü yitiriyor,
bambaşka şeylere dönüşüyor.
bense her seferinde işte
bambaşka bir toprağı avuçluyorum,
değiştiğini düşünerek akşamın,
yıldızların, gökyüzünün, öfkemin.
somurtup oturuyorum.

III.
sararmış külotlar gibi
üstüne bastığım bu toprak.
lekelenmiş öbek öbek
yalnızlığından gecenin.
bizler kör adamlarız.
oyuk yaşlı gözlerimiz.
otururuz bir çukurda.
bu kuleler, bu kubbeler,
bu payandalar, cumbalar
dantelsi gölgeler işler
yüzlerimize damla damla.
ben alır başımı giderim en sonunda.
yürürüm tunç kalkanımla
surlarına düşlerimin.
göğüslerim yalnızlığın alevli oklarını.
peşimden geleyim demesin bu şehir.
demesin!

                                                           Ankara - 11.09.2000

24 Ağustos 2000 Perşembe

zaten biz de

ey karanlık dol odalara.
karanlık dol odalara.
iğrenç sesler balkonlarda
konuşup, çene çalarlar,
korkuturlar bizleri.
ey karanlık dol odalara.
dinle, bu konuşan yağmurun sesi.
perdelere yansıyan bir aynadır
akşamüstünün kelebek öfkesi.

konuşup, çene çalarlar.
zaten biz de at’larız.
çocukluktan kalma gülüş
yankılanır duvar duvar.
yarısı üşümüş dudak
sen üşümüş sayılmazsın.
kuru yaprak derim sana.
çünkü ben hep böyle derim.
bir kapı kalınlığında inlerim.
korkuturlar bizleri.
biz de hemen arabaya atlar kaçarız.
zaten biz de at’larız.

bir tükürük birikir de birikir.
öpüşmemiş dudakların ekmekteki izidir.
saklandığım hep o yerdir.
beni bulma oradayım.
karanlık dol odalara.
-ellerime ateş değdi-
yoksa ben de herkes gibi
saçmasapan kalacağım.

                                                           Ankara - 24.08.2000