bugün o kadar pazartesi ki
dünya dönüyor düşün
caddelerin en ortasında pazartesi
lambaların kırmızısı
gökyüzünün mavisizliği
o kadar pazartesi ki bulutlar
toz bulutları gibi
gökdelenlerle çarpışan martılar altında
evsizliklerinden çıkıp gelen insanlar
yolsuzluklarından
işsizliklerine
birikip durdukları
dört yapraklı yonca şanssızlıkları
günaydın günaydın
son ödeme tarihi geçmiş sabah
günaydın güneşin gecikme faizi
günaydın alışverişe benzeyen nefesim
it's so monday, so bloody monday
İstanbul - 11.12.2017
Etiketler
kırıntılarım
(300)
şiirlerim
(147)
yarım şiirlerim
(43)
denemelerim
(36)
nadasta
(5)
giriş cümleleri
(1)
11 Aralık 2017 Pazartesi
kırıntı
çiçeklerin gömüldüğü odadan
çıkıp geliyor, homurdanıyor zaman
çıkıp geliyor ellerinde tohumlar
(İstanbul - 11.12.2017)
çıkıp geliyor, homurdanıyor zaman
çıkıp geliyor ellerinde tohumlar
(İstanbul - 11.12.2017)
29 Kasım 2017 Çarşamba
kırıntı
sular birikti
kapandı içime
çiçeğe son veren yağmur
dev bir gölgeydi gece
bir devin gölgesiydi
yayılan bir yalnızlıktı zaman
oyalanıyordum
ölümüne bekliyordum
dolanıyordum etrafında
ölümün
uyanalım
sessizlik bozulsun
(İstanbul - 29.11.2017)
kapandı içime
çiçeğe son veren yağmur
dev bir gölgeydi gece
bir devin gölgesiydi
yayılan bir yalnızlıktı zaman
oyalanıyordum
ölümüne bekliyordum
dolanıyordum etrafında
ölümün
uyanalım
sessizlik bozulsun
(İstanbul - 29.11.2017)
31 Temmuz 2017 Pazartesi
kırıntı
son parmağımın ucuyla
son anda dokunduğum
yitip gitmekten yorulmayan zamanın
o en kırışık anı
içimde dalgalanan
Güneşli - İstanbul, 31.07.2017
son anda dokunduğum
yitip gitmekten yorulmayan zamanın
o en kırışık anı
içimde dalgalanan
Güneşli - İstanbul, 31.07.2017
26 Temmuz 2017 Çarşamba
24 Ocak 2017 Salı
15 Haziran 2016 Çarşamba
araf
bir çöl ova
sonu başı belli değil
benim bu ovada evim yok
bir güneş var
kudurması kendine
sarmaşıkların altı var
ısınmaktan kaçtığım
bu ovada gidecek yerim yok
benim yatacak yerim yok
büyük sıçrayışlarda
ben hep uyumayı beklerim
evrenin kusmasını beklerim üzerime
bundan başka örtüm yok
benim kaçacak yerim yok
kendimden başka
bir tepe kum
sonu başı belli değil
benim bu kumda yürüyesim yok
bir güneş var
acısından kudurtan
benim bu kumda gömülesim var
bir yerlerde saklanasım var
kendimden başka
bir gök bulut
içime kaçası gelmiş
bir pamuk tarlası
gözlerime soktuğum
gözlerime tıktığım
yeni bir karanlık sadece
hep yeniden tanımadığım
aynı mutlu son
aynı suda yıkadığım saçlarım
benim içecek zehrim yok
kendimden başka
Bursa - 15.06.2016
sonu başı belli değil
benim bu ovada evim yok
bir güneş var
kudurması kendine
sarmaşıkların altı var
ısınmaktan kaçtığım
bu ovada gidecek yerim yok
benim yatacak yerim yok
büyük sıçrayışlarda
ben hep uyumayı beklerim
evrenin kusmasını beklerim üzerime
bundan başka örtüm yok
benim kaçacak yerim yok
kendimden başka
bir tepe kum
sonu başı belli değil
benim bu kumda yürüyesim yok
bir güneş var
acısından kudurtan
benim bu kumda gömülesim var
bir yerlerde saklanasım var
kendimden başka
bir gök bulut
içime kaçası gelmiş
bir pamuk tarlası
gözlerime soktuğum
gözlerime tıktığım
yeni bir karanlık sadece
hep yeniden tanımadığım
aynı mutlu son
aynı suda yıkadığım saçlarım
benim içecek zehrim yok
kendimden başka
Bursa - 15.06.2016
11 Haziran 2016 Cumartesi
kırıntı
havasız denizde
vakit yok
soluk almaya vermeye
kısa ömür
ama geçmez bazen
geçmek bilmez
havasız denizde
nefessiz gemi
dünya küçücük
yol bitmek bilmez
(Bursa - 11.06.2016)
vakit yok
soluk almaya vermeye
kısa ömür
ama geçmez bazen
geçmek bilmez
havasız denizde
nefessiz gemi
dünya küçücük
yol bitmek bilmez
(Bursa - 11.06.2016)
3 Haziran 2016 Cuma
14 Mayıs 2016 Cumartesi
tekvin
ilk önce geçmiş vardı
geçmiş biçimsiz ve boştu
bu boşluğun ortasında
herkes vardı
tanrı vardı
ben yoktum
herkes oradaydı
annem yoktu
süt yoktu
sonra karanlık bir düş oldu
bu karanlık düşün içinde
ben vardım
karanlık bir düşten uyandım
her yer karanlıktı
ışık olsun istedim
ışık oldu
ışık iyiydi
akşam oldu - sabah oldu
ikinci gün
bir şeyler duymaya çalıştım
bir şeyler bilmeye çalıştım
ben kimim
yoruldum
orada olanlar tek tek gittiler
orada olanlar tek tek gidiyorlar
sabah oldu - akşam oldu
on bininci gün
gelecek yoktu
geçmiş biçimsiz ve boştu
bu boşluğun ortasında
hiç kimse yoktu
ben vardım
bir tek ben vardım
ben kimdim
yoruldum
Bursa - 12.05.2016
geçmiş biçimsiz ve boştu
bu boşluğun ortasında
herkes vardı
tanrı vardı
ben yoktum
herkes oradaydı
annem yoktu
süt yoktu
sonra karanlık bir düş oldu
bu karanlık düşün içinde
ben vardım
karanlık bir düşten uyandım
her yer karanlıktı
ışık olsun istedim
ışık oldu
ışık iyiydi
akşam oldu - sabah oldu
ikinci gün
bir şeyler duymaya çalıştım
bir şeyler bilmeye çalıştım
ben kimim
yoruldum
orada olanlar tek tek gittiler
orada olanlar tek tek gidiyorlar
sabah oldu - akşam oldu
on bininci gün
gelecek yoktu
geçmiş biçimsiz ve boştu
bu boşluğun ortasında
hiç kimse yoktu
ben vardım
bir tek ben vardım
ben kimdim
yoruldum
Bursa - 12.05.2016
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)