zamanı bırakmıyorum elimden
kayıp gidiyor
sabun köpüklerine dokunuyorum
ellerim yok oluyor
tutamıyorum gözlerimi yüzümde
(Bursa - 11.07.2015)
Etiketler
kırıntılarım
(299)
şiirlerim
(147)
yarım şiirlerim
(43)
denemelerim
(36)
nadasta
(5)
giriş cümleleri
(1)
11 Temmuz 2015 Cumartesi
10 Temmuz 2015 Cuma
9 Temmuz 2015 Perşembe
karakulak
burası
unutulmuş bir kenarıdır evrenin
sessizliği alıkoyar
zaman
mutsuz zaman yaratıcılığıdır
kendini azarlayan
o
kendi haline bırakamaz hiçbir şeyi
dağıtır, toplar, düzenler, dağılır, bırakır
biriktirir evreni
o
tanınmaz bir yerdedir
açığa çıkmaz
uyuşturur zamanı
Bursa - 09.07.2015
unutulmuş bir kenarıdır evrenin
sessizliği alıkoyar
zaman
mutsuz zaman yaratıcılığıdır
kendini azarlayan
o
kendi haline bırakamaz hiçbir şeyi
dağıtır, toplar, düzenler, dağılır, bırakır
biriktirir evreni
o
tanınmaz bir yerdedir
açığa çıkmaz
uyuşturur zamanı
Bursa - 09.07.2015
difüzyon
çocuklarına bir şeyler öğretiyorlar
geriye biz kalıyoruz
içimizin çürüklerini çoğaltıyoruz
bununla geçiyor artık çoğu zamanımız
evimizin yarısı eski, yarısı karanlık
yarısından çoğu bizimle dolu
düş kafeslerinde özgürlük
kelepçelerimizde başkaldırı buluyoruz
son bir damla daha, hepsi geçecek
biliyoruz, sanıyoruz
bir damla daha kanıyoruz.
çocuklarına çok şeyler öğretiyorlar
kara sinekler gibi vızıldaşmayı etrafımızda
zaten eriyen bir kavun gibi içimiz
eninde sonunda olacağı buydu diyoruz
bildiğimiz şeylere içerliyoruz arada sırada
bununla geçiyor artık çoğu zamanımız
evimizin yarısı hayaletli odalar
yarısından çoğu boşlukla dolu
hiçbir yere sığmıyor ki yalnızlığımız
işte karışıyor bir damla daha
derine, yokluğa, zamansızlığa
çocuklukları her tarafı kaplıyor
hem çocuklarının, hem kendilerinin
bizi de bulup çıkartıyorlar nasılsa
oysa artık kimse bulamaz sanırdık
çünkü saklandığımızın bile farkında değiliz
kaybedip duruyoruz kendimizi ikide bir
nereye gittiğimizi hatırlamıyoruz
dokunuyoruz kendimize giderek
parmaklarımız gömülüyor tatlı bir kokuya
çürük kavun gibiyiz
Bursa - 09.07.2015
geriye biz kalıyoruz
içimizin çürüklerini çoğaltıyoruz
bununla geçiyor artık çoğu zamanımız
evimizin yarısı eski, yarısı karanlık
yarısından çoğu bizimle dolu
düş kafeslerinde özgürlük
kelepçelerimizde başkaldırı buluyoruz
son bir damla daha, hepsi geçecek
biliyoruz, sanıyoruz
bir damla daha kanıyoruz.
çocuklarına çok şeyler öğretiyorlar
kara sinekler gibi vızıldaşmayı etrafımızda
zaten eriyen bir kavun gibi içimiz
eninde sonunda olacağı buydu diyoruz
bildiğimiz şeylere içerliyoruz arada sırada
bununla geçiyor artık çoğu zamanımız
evimizin yarısı hayaletli odalar
yarısından çoğu boşlukla dolu
hiçbir yere sığmıyor ki yalnızlığımız
işte karışıyor bir damla daha
derine, yokluğa, zamansızlığa
çocuklukları her tarafı kaplıyor
hem çocuklarının, hem kendilerinin
bizi de bulup çıkartıyorlar nasılsa
oysa artık kimse bulamaz sanırdık
çünkü saklandığımızın bile farkında değiliz
kaybedip duruyoruz kendimizi ikide bir
nereye gittiğimizi hatırlamıyoruz
dokunuyoruz kendimize giderek
parmaklarımız gömülüyor tatlı bir kokuya
çürük kavun gibiyiz
Bursa - 09.07.2015
kırıntı
bu kadar karanlık neden
bir şeye canımı sıkacaktım
unutmasaydım
bir kenara atacaktım kendimi
(Bursa - 09.07.2015)
bir şeye canımı sıkacaktım
unutmasaydım
bir kenara atacaktım kendimi
(Bursa - 09.07.2015)
7 Temmuz 2015 Salı
6 Temmuz 2015 Pazartesi
kırıntı
gel neyimiz var neyimiz yok dökelim ortaya
şuraya bir avuç nefes koyalım
şuraya her gün geçtiğimiz yollar
şuraya geçmek bilmeyen saatler
şuraya geçip gidiveren yıllar
gel varsın acıtsın hiç çekinmeyelim
şuraya bir yastık dolusu gözyaşı
şuraya denizden çaldığımız serinlik
bir parça güneş, bir parça gök mavisi
hiçbir yere sığmayan koca bir yalnızlık
sabah sersemlikleri, gece sarhoşlukları
sonra avuntular saçalım, milyonlarca
gel hazır elimiz değmişken
boşa gitmiş binlerce kalp çarpıntısı
göz göre göre ıskalanmış bir yığın sevgi
kucaklar dolusu anlamsızlık
hepsini dizelim şöyle başucumuza
geriye bir tek sensizlik kalsın
(Bursa - 06.07.2015)
şuraya bir avuç nefes koyalım
şuraya her gün geçtiğimiz yollar
şuraya geçmek bilmeyen saatler
şuraya geçip gidiveren yıllar
gel varsın acıtsın hiç çekinmeyelim
şuraya bir yastık dolusu gözyaşı
şuraya denizden çaldığımız serinlik
bir parça güneş, bir parça gök mavisi
hiçbir yere sığmayan koca bir yalnızlık
sabah sersemlikleri, gece sarhoşlukları
sonra avuntular saçalım, milyonlarca
gel hazır elimiz değmişken
boşa gitmiş binlerce kalp çarpıntısı
göz göre göre ıskalanmış bir yığın sevgi
kucaklar dolusu anlamsızlık
hepsini dizelim şöyle başucumuza
geriye bir tek sensizlik kalsın
(Bursa - 06.07.2015)
5 Temmuz 2015 Pazar
kırıntı
bir eser değil bu
sadece yürüyorum
düş kabinlerinde
içimi soyuyorum
hiç çıplak kalamadım
siz hepiniz normalsiniz
beni bu saatten sonra
bir tek kafka anlar
akdenizde yalnız kalmış
bir koya sığınmış
üçüncü dünyayım
sabırsızım yıllardır
(Bursa - 05.07.2015)
sadece yürüyorum
düş kabinlerinde
içimi soyuyorum
hiç çıplak kalamadım
siz hepiniz normalsiniz
beni bu saatten sonra
bir tek kafka anlar
akdenizde yalnız kalmış
bir koya sığınmış
üçüncü dünyayım
sabırsızım yıllardır
(Bursa - 05.07.2015)
25 Haziran 2015 Perşembe
23 Haziran 2015 Salı
morphone
nasıl değiştiğini gör yalnızlığın
saçlarıma sürtünen bir gökyüzü kıvamında
nasıl eşlik ettiğini gör / nereye gitsem
nasıl yerinde saydığını anla yine de
nasıl yer değiştirdiğini gör yalnızlığın
saçlarımı okşayan bir rüzgar kıvamında
nasıl kendi içinden fışkırdığını / ne yapsa
nasıl boğulduğunu yine de kendi içinde
nasıl değiştiğini ve değiştirdiğini
kendini ve seni zamanla / farkettirmeden
Bursa - 23.06.2015
saçlarıma sürtünen bir gökyüzü kıvamında
nasıl eşlik ettiğini gör / nereye gitsem
nasıl yerinde saydığını anla yine de
nasıl yer değiştirdiğini gör yalnızlığın
saçlarımı okşayan bir rüzgar kıvamında
nasıl kendi içinden fışkırdığını / ne yapsa
nasıl boğulduğunu yine de kendi içinde
nasıl değiştiğini ve değiştirdiğini
kendini ve seni zamanla / farkettirmeden
Bursa - 23.06.2015
22 Haziran 2015 Pazartesi
10 Haziran 2015 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)