1 Ocak 2006 Pazar

kırıntı

hepimizin içinde bir yalnız tanrı...
(tarihsiz)

kırıntı

bulut açtı.
karanlığın yelkeninden kuşlar geçti.
(tarihsiz)

kırıntı

kuytu ormanlarda saklanan
yıkık duvarlar gibi kalplerimiz
(tarihsiz)

kırıntı

siyah-beyaz tavuskuşu
(tarihsiz)

kırıntı

derinden gelen bir sessizlik
(tarihsiz)

kırıntı

kuşların ötüşü kadar gözlerin
yağmurun düşüşü kadar ellerin var.
(tarihsiz)

kırıntı

gözlerimin susuzluğu ağladı
(tarihsiz)

kırıntı

ölüm seni sarmış bir kabuk gibi
(tarihsiz) 

kırıntı

daha önce görmüş olduğun bir şey
ne kadar güzel olabilir ki.
(tarihsiz)

kırıntı

ben çöl.
ıssız olamadım bir insan kadar.
(tarihsiz)

kırıntı

kaybedecek bir şey olmadığını
her şeyi kaybettikten sonra anladım.
(tarihsiz)

kırıntı

gökyüzüdür.
onadır, sustuğum, konuştuğum
bu denizsiz şehirde.
(tarihsiz)